7/24 Veteriner Hekim Destek Hattı Tel: 0212 263 31 10




Anasayfa  >  Pet Konu > PETLERDE LAKTOZ HASSASİYETİ


Petlerde Laktoz Hassasiyeti 26.04.2004



Laktoz intoleransı süt veya süt ürünlerinin sindirilememesi olarak tanımlanabilen bir sindirim sistemi problemidir. Şekillenmesinde laktaz enziminin eksikliği yanında aşırı süt tüketimi ve diette yapılan ani değişimlerde etkin bir rol oynar. İshal şekillenmesi ile karakterize olan laktoz intoleransı özellikle sütten kesilme dönemindeki kedi ve köpek yavrularında sık karşılaşılan bir durumdur. 

Laktoz, glukoz ile galaktozun biraraya gelerek oluşturduğu disakkarid türü bir şekerdir. Süt şekeri olarak bilinen laktoz sindirim sisteminde laktaz enzimi aracılığı ile parçalanarak sindirilebilir forma dönüşür. Laktaz enziminin yetersizliği durumunda laktoz sindirilemez ve laktoz intoleransı denilen durum şekillenir.

Yavru kedi ve köpeklerde düşük miktarda laktaz enzim aktivitesi vardır. Diğer hayvanlarda olduğu gibi sütten kesilme yaşında bu enzim pik seviyesinin %10'una kadar düşer. Süt tüketiminin devam etmesi enzim aktivitesinin devamını sağlamaz. Yavrunun süt içmesi sindirebileceğinden fazla laktoz almasına ve sonucunda diare şekillenmesine sebep olur. İnek veya koyun sütündeki % 4,5-5 laktoz oranı ile kıyaslandığında köpek sütü sadece % 3,1 kedi sütü ise % 4,2 laktoz içerir. Bu nedenle özellikle öksüz kedi ve köpek yavrularında inek veya koyun sütü verildiğinde şiddetli ishale neden olur. 

Ayrıca bazı sindirim sistemi hastalıkları da barsak mukozasının normal yapısını bozarak sekunder laktaz eksikliğine neden olabilir. Örneğin akut gasroenteritis, giardiasis ya da ascariasis gibi parazit hastalıklarında da böyle bir durum söz konusu olabilir. Bunun yanısıra anomali olarak ortaya çıkan ve doğmasal nedenlerden kaynaklanan laktaz eksikliği de söz konusu olmakla birlikte bu oldukça nadir gelişen bir durumdur.

Belirtiler laktoz içeren besinleri aldıktan sonra kısa sürede ortaya çıkar. Eğer barsaklarda laktaz aktivitesi yoksa ya da düşükse sindirilmeden kalan laktoz ,osmotik dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve elektrolit birikmesine neden olur. Genişleyen barsaklarda hareketlilik artar ve ishal ortaya çıkar. Öte yandan serbest halde yıkılmadan kalın barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından fermentasyona uğrar ve ortaya hidrojen gazı çıkar. Fazla miktardaki hidrojen hem ishali arttırır hem de gaz ve şişkinlik başta olmak üzere diğer sindirim sistemi belirtilerine neden olur.

Süt proteini, veya kazein laktoz intoleransı olan hayvanlar için bile son derece yararlı bir protein kaynağıdır. Kedi ve köpekler için biyolojik değeri (78) sığır eti ile benzer değerdedir. Methionine, kazeinde düşük bulunan amino asit eklendiğinde ise yumurta ile aynı biyolojik değere (100) sahip olur. Laktozun uzaklaştırıldığı veya bir kısmının bakteriler tarafından hidrolize olduğu süt ürünlerinden yoğurt ve peynir genellikle tolore edilebilir. 

Sütü kaynatmak gibi proteini bağlayan işlemler, veya yağ içeriğinin düşük olduğu diet sütlerin kullanılması laktoz intolarensını engellemez çünkü sütün laktoz içeriği sabit kalmaktadır. Pastörize yoğurt, kültür edilmiş süt (tereyağ), tatlı veya fermente olmamış sütler de yararlı değildir.

Yapılan çalışmalar sonucunda, herhangi bir nedenden kaynaklanan diare problemi olan genç hayvanlarda sütün besleyici değerinden yararlanabilmek için ya beta-galaktosidase ile işlem görmüş olması veya pastörize edilmemiş (bakteriyel fermentasyonun gerçekleştiği) yoğurt kullanılması gerektiği görülmüştür.

Diare problemi olan tüm hayvanların dietinden fermente olmamış laktoz içeren sütler çıkarılmalıdır. Laktozca zengin gıdaların başında süt, peynir, yoğurt yer alır. Ancak yoğurt içindeki bakterilerin laktozu parçalaması nedeniyle diğer süt ürünlerine oranla daha az probleme neden olur.

Laktoz intoleransının teşhisi genelde klinik bulgular ile konur. Bunun için en basit yöntem birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra bir miktar süt verildiğinde belirtiler tekrar görülüyorsa laktoz intoleransı var demektir. 

Kesin bir teşhis için laboratuvar incelemelerinin yapılması gerekir. Bu amaçla açlık kan şekeri ölçüldükten sonra laktoz içeren sıvı içirilir ve daha sonra birkaç kez kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer kan şekeri yükseliyorsa laktoz intoleransı yok demektir. Laktoz tolerans testi olarak bilinen bu test dışında bağırsaklardan biopsi yöntemi ile enzim seviyesinin tespiti de yapılabilir. 

Ancak laktozun dietten uzaklaştırılması etkin bir tedavi yöntemi olarak da işlev gördüğünden veteriner hekimlikte pratik olarak kullanılan yöntem, bir süre sütün verilmemesi ve klinik belirtilerin gözlemlenmesi yöntemidir. 

Sonuç olarak laktoz intoleransı genelde rahatsızlık verici bir durum olmakla beraber hayati bir tehdit oluşturmaz. Süt ürünlerinin kesilmesi ile belirtiler kısa sürede kaybolur.

Juen Veteriner Polikliniği

Juen Veteriner Polikliğini